Cep Telefonu Hacklenmesi

Gönderen Korayca | 03:12

Artık bilgisayarları ele geçirmek, verilerini silmek ya da bir internet sitesinin veritabanını silmek, değiştirmek gibi kırma (hack) olayları popülaritesini yitirdi.

Yeni moda cep telefonunu kırmak (hacklemek). İnternetten veya başka bir yerden bulup yüklediğiniz ya da kısa mesaj ile indirdiğiniz müzik, resim gibi dosyalar ile artık cep telefonlarınız da savunmasız hale gelebiliyorlar. Bir başka yolu da artık çoğu telefonda standart hale gelen hafıza kartlarının kullanılmasının yaygınlaşması. Düşünsenize bir bilgisayara bağlı kart okuyucuya takıyorsunuz telefonunuzun hafıza kartını, oradan mesela mp3 yüklemek istiyorsunuz. Fakat arada, bilgisayara bulaşmış bir zararlı yazılımcık da yükleniveriyor. Bir bakıyorsunuz telefon listeniz silinmiş, değiştirilmiş ya da telefondaki yazılımlar da gidivermiş. Telefon çalışmaz hale gelmiş. Şarj probleminden dolayı bilgisayarlarda antivirüs yazılımları sıkıntı yaratıyor düşüncesi ile şimdiye kadar üzerinde pek düşünülmemişti. Ama bundan sonra şart olacak. Çünkü telefonlar artık internet özellikli. Atıyorum, bir bankanın telefon bankacılığını sesli ya da tuşlu kullanıyorsanız ve telefonunuzda bahsettiğim tarzda bir yazılım varsa, bilgilerinizi başkasının görmemesi içten bile değil. Ayrıca, mavi diş (bluetooth) gibi paylaşım ve aktarım amaçlı hizmetlerin son kullanıcı tarafında gayet rahatça kullanılması da benzer sıkıntılar yaratıyor.

Bazı dosyalarınızı mavi diş ile paylaştırdığınızı ve telefonunuzun bu özelliğini açık unuttuğunuzu düşünün. Aynen kablosuz internet kullanımında benzerlerini yaşadığımız gibi, telefonunuzun sinyalini yakalayan kişiler içindeki resimleri alabilir, silebilir, telefonunuza yazılım yükleyebilirler. O yüzden artık hele ki internet, mavi diş (bluetooth), hafıza kartı gibi çok özellikli telefon kullanıyorsanız, programsal özellikleri sadece kullanacağınız zaman açmanız, hafıza kartı gibi değiş-tokuş amaçlı donanımlarınızı ise bilmediğiniz yerlerdeki bilgisayarlara takmamanız, kişisel dosyalarınızı paylaştırırken erişime izin vermek amaçlı şifreler kullanmanız gerekiyor.

Merhaba. http://www.microsoft.com/turkiye/mslife/sayi29/kapakKonusu.mspx adresinden öğrendiğime göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı pilot okullarda uygulamaya başladığı Yenilikçi Öğretmenler Programı ile, eğitimde bilgisayar ve internet tabanlı bilişimi kullanma çalışmalarını bir aşama daha ileri götürülmüş.

Projede amaçlanan; öğrencilerin verilen ödevleri, araştırmaları direk bilgisayardan sürdürerek ödevlerine son hâllerini de bilgisayarda kullanacakları programlar ile vermeleri, öğretmenlerine ödevleri de yine sayısal ortamda teslim etmeleri. Bir anlamda kâğıt-kalem kullanımını ortadan kaldırmaları. Öğretmen ile öğrenci arasındaki iletişimi geliştirmek için sanal ortamda da bir tanışıklık oluşturmak. Ülke çapında bazı ortak uygulamalar geliştirmek, bunları paylaşmak, öğrencilerin araştırma-geliştirme-sorgulama yapmalarını sağlamak, bunları yaparken internet ve bilgisayarı kullanma becerilerini geliştirmek de işin bir başka boyutu. Derslerde oluşan dikkât dağılmasını önlemek, öğrencilerin yaptıkları araştırmaları sunarken yaratıcılıklarını körüklemek, yorum yeteneklerini geliştirmek öğrenciye sağlayacağı faydalar arasında. Öğretmenler açısından ise olay bir başka güzel. Öğretmenler hem bu projelerle idealistlik adına bir şeyler üretebilecekler, hem öğrencileri ile daha farklı ve mekân kısıtlaması olmadan iletişim kurabilecekler, hem meslektaşlarının başarılarından sebeplenebilecekler hem de kendilerinin körelmelerinin önüne geçebilecekler. Örnek vermek gerekirse, ülkenin bir okulunda matematik öğretimini kolay hâle getirmiş, bunun için bazı ufak ip uçları yakalayıp da öğrencileri bam tellerinden yakalamış bir öğretmenin başardığı işi, örnek alıp kendi sınıf ve öğrencilerine uygulamayı deneyebilirler. Artık zaten atıl vaziyetten kurtulup, silkinip bir şeyler yapmanın vakti geldi de geçiyor bile. Bu konuda yazık olan, harcanan nesillerimizin önüne geçmek için en büyük görev her zamanki gibi öğretmenlerimize düşüyor. Gönül işi olan öğretmenliği seçen kişiler, hayat şartlarının altında ezilseler de pes etmemeliler. Öğrencilerinin önüne ışık tutabilecek bazı imkânlar ellerine verilmişse karşılığını ödemeliler. Milli Eğitim Bakanlığı da bu konulara verdiği önemle diğer bir çok bakanlıktan ayrılıyor zaten. Önce bilgisayarsız okul kalmasın kampanyası, sonra bütün okullara geniş bant internet projesi, öğretmenlere Avrupa Bilgisayar Yetkinlik Sertifikâsı gibi bazı eğitimleri aldırması, öğretmenlere diz üstü bilgisayar kampanyası, eğitim ile ilgili birden fazla konularda oluşturdukları internet site projeleri (portal), öğretmen atamalarından, okulların öğrenci sayıları, imkânları gibi bilgileri tek merkezde toplayan uygulamaları ile Milli Eğitim Bakanlığı, bence doğru yolda. Ama eksikleri yok mu? Var tabiki. En basidi, öncelikle yukarıda bahsettiğim sitelerden biri olan, http://skoool.meb.gov.tr/ sitesinin adresi nasıl Türkçe olmaz? Madem bir iş yapılıyor, dışarıdan bile esinlenilse, adının Türkçe olması gerekmez mi? İşin Türkçe’si bizim devenin doğru yerleri de var ama, eğri yerleri de var.

Saygılarımla.

Hepinizin malumu artık numara taşınabilirliği ülkemizde uygulanmaya başlayacak. Bu ne demek derseniz kısaca açıklayayım.

Cep numaranız örneğin, 532 123 4567 ise ve artık avea ya da vodafone aboneliğine geçerek bu şirketlerin ucuz tarifelerinden faydalanmak istiyorsanız istediğinizi yapabileceğinizi belirtelim. Yani aynı 532 123 4567 numarasını avea ya da vodafone üzerinden kullanabileceksiniz. Tabi tersi bir geçiş de söz konusu olabilecek. Uzun süredir konuşulan uygulamayı bazı GSM şirketleri müşteri kaybetme korkusu ile istemiyorlardı. Vatandaş da daha uygun olmasına rağmen diğer operatörlere geçemiyordu. Aboneler, operatör değişiminde kendilerini arayanların ulaşamamasını düşünüyorlar, herkese haber vermek için de en ucuzu bile olsa kısa mesaj çekmeye eriniyorlardı. Buna yardımcı olmak için bazı GSM şirketleri, kendilerine geçen abonelerin telefon listesindeki herkese ücretsiz kısa mesaj göndermeyi taahhüt ediyorlardı. Şimdi bu olayların hepsi gereksiz bir hal almış oldu. Kişi uygun gördüğü tarifeyi sağlayan operatöre isteği ile geçebilecek. Tabii piyasa bayağı hareketlenecek. Düşünün 10 senedir kullandığınız, askerlik, lise, üniversite arkadaşlarınızın bildiği bir numarayı değiştirmeden daha ucuza kullanmayı herhalde ki istersiniz. Yani numara değişmesinden dolayı kimse ile iletişiminizin kopma derdi olmayacak.

Burada önemli olan bir nokta ise şudur. Kullanıcıda 2 ayrı operatörden birer adet hat var diyelim. Her zaman aradığı bildiği bir numara olsun olmasın, aradığı kişi ile birden fazla hat kullanıyorsa ve gerekiyorsa telefonundaki hattı arayacağı kişinin kullandığı operatöre göre değiştirip de konuşuyor. Sırf ucuz olsun diye. Fakat şimdi, aradığı kişinin numarasını uygun operatörde görse bile belki de kişi kendi kullandığı şirketi değiştirmiş olacak. Bu da, aslında ucuz olsun diye yapılan bir işlemin daha fazla bir maliyete sebep olması gibi bir sonuca çıkacak. Kullanıcılar farkında olmadan pahalı bir tarifeden konuşacaklar. E bunu önlemek için de herhalde, ülkemizde faaliyet gösteren operatörleri denetleyici kurum kim ise bir hâl çare düşünmüştür. Yani, aradığımız kişinin hattının hangi operatörden olduğunu belirten bir sesli uyarı gibi. Yoksa yapılan işin bir anlamı kalmayacak zaten.

Hani yer ve zamandan bağımsız özgürlük, taşınabilir cihazlarla her yerden iletişim kurmak, çok güzel de bir de ucuz olsa tadından yenmeyecek. Eğer benzer ve bizim aklımıza gelmeyen konularla ilgili son testleri de yapılıp kullanımımıza sunulursa, GSM operatörleri arasında oluşacak rekâbet en çok tüketiciye yarar diye düşünüyorum.

Saygılarımla.

Hırsızlar önceleri bekçilerden ve polislerden kaçarlardı. Artık teknolojinin gelişimi ile beraber, teknolojik güvenlik cihazlarından da kaçmaları gerekecek. Geçen yıl evine giren hırsızın bazı elektronik eşyaları çalması ve evdekiler üzerinde yarattığı tedirginlik üzerine, evine güvenlik sistemi kuran, kendisi ise İsviçre’de çalışan bilgisayar mühendisi bir Türk, Hatay’daki evine giren hırsızı yakalatmış. Gece yarısından sonra eve giren hırsızın tespit edilmesi üzerine verdiği alarm ile İsviçre’deki ev sahibini uyaran sistem, mühendisin Hatay’daki ailesini telefonla arayıp uyarması, kayıt edilen görüntülerin de emniyet güçlerine verilmesi ile artık eşkâli bilinen bir suçlu olarak aranıyor.

Daha önce yazmıştım.Tanju kurduğu futbol okulundaki başarılı öğrencileri Milano’ya vitrine götürecek diye. Nihayet dönmüşler. 2’si 11, 1’i 10 yaşındaki kardeşlerimizin hepsi beğenilmiş. İçlerinde biri fazlaca beğenilmiş. Kendine güveni ve attığı jeneriklik gol ile herkesi kendisine hayran bırakan Orhan isimli bu futbol cambazı kardeşimizi buradan tebrik ediyorum. Umarım hayal bile edemeyeceği yerlere gider. Yalnız bir çok örneğini gördüğümüz gibi, paranın kendisini bozmasına izin vermeyecek, disiplinden ve çok çalışmaktan, özveri ve tevazudan uzaklaşmayacak. Yoksa kendi elleriyle kendisini bitirir. Bu konulara en çok da şu an ailesinin dikkât etmesi lazım. Hani dönüşte havaalanında çiçekler ve gururla kendilerini karşılayan ailelerinin. Tekrar tebrikler.

Malumunuz son dönemde başbakanımız ile ülkemizdeki en büyük medyanın patronu birbirine düştü. Boy boy gazete ve TV’lerde birbirlerine demediklerini bırakmadılar. Bir kısım bunlara şaşırırken, bazıları için ise sürpriz olmadı. Neticede karşılıklı aba altından sopa göstermeler ile 2-3 hafta süren kavgadan şimdi eser yok. Ama belli ki herkes kirli çıkı. Biraz sallansa diğeri hakkında bir şeyler ortaya dökülecek. Bazı taşlar eteklerden yuvarlansa da bir çoğu halen düşmedi gibi gözüküyor. Ama müstehâk. Ben hatırlıyorum, iktidar olduğunda bu kişinin, başbakanın kapısının önünde el pençe beklediğini. Sonunda da büyük petrol şirketlerinden birini aldığında yaptığı yolsuzluklar nedeniyle gerçekleşen vergi cezasının 750 milyon $ kadarının iptal edildiğini. Karşılıklı çıkar ilişkileri bitince ya da bir yerde çıkarları kesişince durum böyle oluyor. Bize de seyirlik çıkıyor. Şimdi de medya patronunun, gazetesi için bilmem neredeki yine kendine ait şirketten fahiş fiyatla aldığı kağıtlar yüzünden borsada işlem gören şirketlerinin zarara uğrattığı ve küçük hissedarlarına kazık attığı ortaya çıktı. Zaten biliniyorsa neden şimdiye kadar işlem yapılmadı demek geliyor insanın içinden. Yok şimdi ortaya çıktı deniliyorsa, şimdiye kadar neden denetlenmedi. Sorsan ne olacak sanki?

Heron adında insansız hava aracı yapmış İsrail. Biz de ülke olarak almışız sanıyoruz. Ama aslında almamış kiralamışız. 1 seneliğine 10 milyon $ ödeyip, kullanıcı personeli ile beraber kiralamışız. Bahar ayları başında 3 adet aldığımız AEROSTAR isimli cihaz da insansız hava aracıymış. Ama AEROSTAR 12 km. menzili ile sınır ötesi için uygun düşmüyor. HERON ise 52 km. menzile sahipmiş. Sonuçta son olaylarda öğrendik ki HERON arızalanmış, o yüzden de BBG EVİ olayı kalmamış. Yeni siparişlerimize de şimdilik olumsuz yanıt verilmiş. Bir proje kapsamında alınacak 10 adet HERON için ASELSAN tarafından yapımı süren bir yazılımın da İsrail tarafından yüklenmesi bekleniyormuş. Oooo ne teknoloji elimizdeki desek de, milli olamayan hiçbir şey bize yarar sağlamaz. Muhtemel düşmanlarımızdan alacağımız makine-teçhizat ise belki de gerektiğinde bize karşı kullanılacak şekilde dizayn edilmiştir. Kendimiz üretmeli, yazılımını yapmalı ve gerekirse de aynı şeyi biz başka ülkelere yapmalıyız.